21 Şubat 2012 Salı

Sistemik, periyodik, sistematik..

Başlığı okuyunca ne hissettiniz?

Böyle rakı sofrasında, dertli dertli söylemiş bir sözmüş gibi mi geliyor??

Çoğu insan okuyunca böyle düşüneceğini biliyorum tabi ki ben de böyle düşünürdüm.

Ama sistemin ne olduğuyla alakalı bir durum var...

Şimdi burda anlatacağım şeyi şu sıralar çok çok haklı buluyorum ve çok iyi hissettirdiği için hayatımda uyguluyorum.

Kendinizi bir bardak olarak düşünün. Hani yanlış anlamayım o değişik entel dantelller gibi size Kafka saçmalığı yapmayacağım :) Yav düşünün bakalım.

Bir bardak ne kadar büyük olursa o kadar çok sıvıyı içine alır değil mi?

Mesela bir tekila bardağısınız. Küçücük bir tekila bardağı. Hayatınızda sahip olduklarınız, yapacaklarınız ve yaptıklarınızın hepsi bir tekila bardağı kadar olacak.
Diyelim bir sürahisiniz. O zaman yaptıklarınız, yapacaklarınız, sahip olduklarınız bir sürahi kadar olacak.
Diyelim koskoca , bir okyanusu bile kapsayacak su yatağısınız. İşte o zaman da okyanuslara sahip olacaksınız.

Bunu keşfettiğimden beri kendimi gözlemledim. Sonra da insanları...
Gerçekten insanlar kendi potansiyellerini kendileri belirliyor ve ayrıca bunu yüksetlemeleri de kendi ellerinde. Çok okumuşsunuzdur çok görmüşsünüzdür. Zor şartlarda bir şeyler başarmış insanları ya da yokluktan yaratılmış zaferleri.

Bunun en kanlı canlı örneği bizim Kurtuluş Savaşı'mızdır. Her Türk insanı bunu çok  iyi bilir. Her Türk insanı sahip olduğu sınırsızlığı bilir. Bunu da Kurtuluş Savaşı'nda zaten uygulamış ve sonucunda mükemmel bir ülkede, Atatürk ilkeleriyle yönetilen bir ülkemiz olmuştur.

Şimdi bunu uygulama zamanı değil mi?
Kendi sahip olunuşluğumuzu belirleyip sonra potansiyelimizi büyütmenin zamanı...
Çünkü aslında sınırsız bir potansiyelimiz var ve bunu önce tekila bardağından su bardağına yükselerek sonrasında da sürahi olarak ve ardından bir okyanus yatağı olarak deneyimlemek ne kadar da güzel olur :))

13 Şubat 2012 Pazartesi

"Önce Kral ol, Krallık ardından gelecektir.." Tanrılar Okulu

Tanrılar Okulu kitabı elime geçtiğinde çok heyecanlanmıştım. Daha önce Tanrılar Okulu diye bir kaç yerde duymuştum okumuştum. Ama çok ilgimi çekmedi. Klasik felsefe ya da kişisel gelişim kitabı diye düşünmüştüm.
Sonra birgün elime geçti ve okumaya başladım...

Her kelimesi, her cümlesi bir başka özeldi... Kitabı okumadığım her an merak ediyordum sabırsızlanıyordum.

Kitabın içeriğine çok girmeyeceğim fakat yazının da başındaki gibi cümle en çok ilgimi çeken cümle olmuştu.

"Önce kral ol! Krallık ardından gelecektir..."

Nasıl yani? Kişisel gelişim kitaplarındaki -mış gibi yapmak mıydı bu? Ya da tam olarak neydi? Sahte bir şekilde rol yapmak mıydı? Tam olarak neydi...

Ve kitabı 1 sene önce tekrar tekrar okumama rağmen bu hafta o cümlenin tam olarak ne olduğunu anladım...

Bazı insanların hayatları birşeylerin olmasına endekslidir. Bir şeyin olması sonucu bir şeyler hissetmek isterler.

Fakat Tanrılar Okulunda Dreamer "Önce kral ol" derken aslında biraz derinden girmiş.
Bir kral nasıl olur?
Bu kişiden kişiye göre değişir. Zaten önemli de değil. Bir kral nasıl giyinmeli, nasıl konuşmalı, nasıl davranmalı, ne yemel, ne içmeli... En önemlisi..
Nasıl hissetmeli...

Dreamer, krallığında kralın emrinde yaratılacağını söylüyor.. Peki gerçekten böyle mi?

Kendi hayatımda bunu bir çok defa yaşadım.
Tabi kral olmak gibi bir niyetim yoktu :) fakat bir çok yaratımımda ve hayalimde önce o hayalimi gerçekleştirmiş Mustafa olmuştum.
Yani hepsini burda açıklayamam ama size bunun garantisini verebilirm...

Lider dediğimiz insanların kendilerine olan güvenleri neden yüksektir? Çünkü onlar yaratmakta olduğu şey için kaygılanmazlar onlar bilirler ki şuan yaratıyorlar ve Kral olmak bunun en önemli parçası..

Ve Tanrılar Okulu'ndan güzel bir söz daha paylaşmak isterim...

"Düşle, düşle ve düşle... Gerçeklik ardından gelecektir.."

3 Şubat 2012 Cuma

Ya kimse bizi sınamıyorsa??

Etraftaki çoğu insan yıl 2012 olmuş hala küçümsemekte...
Ergenler sbs mbs telaşında.
Aileleri onlara iyi bir anadolu lisesi kazanması için baskı yapıyor. Çünkü 2 sene önce komşunun oğlu kazanmıştı. Onun çocuğu da kazanması gerekiyor..

Dershaneler daha 14-15 yaşındaki çocuklara "Siz yetersizsizin! Ancak test çözerek ve ders çalışarak adam olabilirsiniz. Yetersiz olduğunuz ve adam olamadığınız için gelin bizim dershaneye sizi yeterli ve adam edelim.Yıllık 5 bin TL.."
Aslında sadece 14-15 yaşındaki çocuklara yapılmıyor bu. Lise öğrencilerine hatta 19-20 yaşındaki insanlara da buna inanmaları zorlanıyor. Eğer iyi bir üniversite kazanamazlarsa iyi bir meslek sahibi olamazlarmış. İyi bir meslek demek de ya doktorluk ya mühendislik ya da işlek bir yerde işletme okumakmış...
Bir şeyi elde etmek için çok çok çok çalışmak, yırtınmak, dövünmek, mahvolmak, kahrolmak gerekiyormuş. Hele hele para kazanmak için bunların 5 bin katını yapmak gerekiyormuş.
Fakat bir yandan üniversiteyi, anadolu lisesini çoban diye küçümsenen insanlar birincilikle kazanıyor.
Bir genç evinde bir web site kuruyor ve şuanda o sitenin 5 milyar doların üzerinde bir değeri var...

Dünyada şuan yıkılmakta olan bir sistem var. Bu sistem günden güne değerini kaybediyor ve yeni sistem de etkisini de yavaş yavaş göstermeye başladı.

Değerini kaybeden sistem, öncelikle Tanrı tarafından sonra da dünyada öğretmen, müdür, başkan, gibi mevkiler tarafından sorguya alınmamız ve sınav gördüğümüz. İnsanlar başlarına kötü gelen olaylara "sınav oluyoruz kötü şeylerle sınanıyoruz" derler.

Fakat baktığınızda dünyanın % 95 i böyle sınanırken diğer bir yanda yani benim gördüğümle % 5 lik kısım çok çok rahat bir yaşam yaşıyor.

Nedense onlar dışardaki büyük güçler tarafından sınanmıyor..
Nedense şans denilen kavram her zaman onların yanında oluyor..
Nedense her zaman çark onlar için dönüyor..

Şunu anlayalım artık lütfen..

Kimsenin bizi sınadığı yok!

Tanrı bizi sınamak için yaratmadı. Tanrı bizi sınamak isteyemez çünkü o mükemmel ve yarattığı şeyi test etmez!
Tanrı bize sonsuza kadar güveniyor! Tanrı biz ne istiyorsak onu istiyor! Ve bizi seviyor..

Biliyorum çok çok uzun yıllardır belirli sistemlere inandık. Ama artık insanlık değişme kararı aldı. Günden güne eski inanç kalıpları yıkılıyor. İnsanlar kendi güçlerini, kendi ruhani ve fiziksel güçlerini keşfediyor.

Artık kendi güçlerimiz, tanrının bize verdiği o müthiş içsel güçlerimizi elimize almayı öğreniyoruz ( burdaki süper güç falan değil spiderman o çizgi film o :D )

Hepimiz kendi hayatlarımızın yaratıcılarıyız. Kendi kaderlerimizin yazarlarıyız ve mimarlarıyız.

Herkese keyifle yaratımlar :)