18 Kasım 2012 Pazar

Hayatı yaşamamak...

Sen hayatı yaşamıyorsun be dostum... Hiç risk almıyorsun mesela. Risk almadan onun ne olduğunu nerden bilebilirsin? O heyecanı o mükemmel hissi... Korkuyu! Hiç korkmuyorsan sen nasıl yaşadığını iddia edebilirsin? Aramıyorsun hakettiğin sevgiyi mesela.. Hakettiğin yaşamı, hakettiğin arkadaşı, hakettiğin evi, arabayı, sevgiliyi... Güvende olayım diyorsun. Bu yaşamak değildir dostum bu ölümün ta ken
disidir. Güvende olmak olmamalı amacın. Amacın kendini gerçekleştirmek olmalı. Çılgınlık yapmak, oturduğun yerden kalkmak, yürüdüğün yoldan koşmak olmalı amacın! O zaman yaşarsın işte. Umarım güvenliğini kaybedersin dostum. Kaybedersin ki hayatı yaşamaya başlarsın. Hayatı yaşadığını mı söylüyorsun hala? Saatlerini başkalarını mutlu etmek için hiç sorgulamadan satarken nasıl yaşamaktan bahsedebilirsin! Bu ne miskinlik! Bu ne küstahlık! Sen dünyaya başkalarının kurallarına uymak için değil kendi kurallarını koymak için geldin! Sen dünyaya emir altında çalışan bir köle olmak için değil hayatının efendisi olmak için geldin! Yaşamak mı istiyorsun? Hislerini dinle! En derindekini! Önce kendin için yaşa! Ancak o zaman yaşarsın! Bilmiyorum hiç bir arkadaşınla sabahlara kadar hayatın güzelliklerinden, hayallerinizden konuştunuz mu? Eğer konuşmamışsanız yaşıyorum deme bana! Hayallerini en yakın arkadaşına bile anlatamıyorsan nasıl bir yaşam bu? Girişimci olmadıysan bu zamana kadar kusura bakma ölüden bir farkın yokmuş sevgili dostum! Hep uzaktan izlemişsen hayatı bana anlatma nefes alıp veriyorum diye. Öğren bol bol dostum! Ama kendini öğren, hislerini kullanmayı öğren ve en önemlisi onları dinlemeyi öğren... Kendini sevmezken daha nasıl bahsedebilirsin yaşamaktan!
Şuan da tam da şuan da yaşamak için kalk ayağa, hissettiğin yöne doğru koş, uç! Yaşamak mı istiyorsun? Bir hayalin olsun önce sonra cesaretin... Gerisi hiç mühim değil. Hayatı yaşamak istiyorsan, nasıl yaşayacağını değil "NE İÇİN" yaşayacağını bulmalısın dostum. İşte yaşamak budur!