26 Temmuz 2013 Cuma

www.evinizdespor.com







Bundan 2 yıl önce evde oturmuş internete bakarken aklıma gelen bir isimdi evinizdespor.com. Hemen aldım ismini babamın kredi kartıyla. Sonra düşündüm. Bir yanda internet biryanda spor bir yanda da ben...

Malum ben 12 yıl aktif Karate yapmış biriyim. Yani sporla içiçe 12 yılım geçti. Spor yaparken en sevdiğim şey evde yaptığım egzersizlerimdi. Hatta bazen Kataları bile evde çalışıyordum. Evde mekik egzersizleri, ip atlama çalışmaları ve bir sürü egzersiz... Aynı zamanda da sahil koşularına bayılıyordum -hala bayılıyorum-. Yani bayılıyorum derken koşarken değil çok seviyorum hani..

Hayatımda en çok inandığım şeylerden ikisi; Sağlık ve Hareket Etmektir. Bu 2 unsur benim inanç sistemimi oluşturur.

Şöyle ki;

Sağlık; olmadan hiçbişey olmaz :). Çok basit bir cümledir değil mi? Ben bu cümleye hak veriyorum ama tabi içinde sağlığa da bir bağımlılık yarattığı için çok söylemem. Sağlık bence insanın kendini keşfetmesi için yaradılışımızın harika bir yanı. Ben sağlığı direk kendimin ruhsal durumuyla bağdaştırırım. İnsanın sağlığı mutluluğuyla, hayal ettikleriyle, istedikleriyle, istemedikleriyle, kabul ettikleriyle, hayır dedikleriyle, nefret ettikleriyle, hoşgörüsüyle... kısacası duygu durumuyla ilgilidir. Yani beni soğuklar hasta etmez. Ben öyle bir hale gelmişimdir ki vücudum dinlenmek ve yenilenmek için hasta olmaya zorlanır ve soğukları kendine ortak eder. Aynı vücut 35 derece sıcağı da kendine ortak etmeyi bilmiştir... Hem de iyi, çok iyi bilmiştir...

Bence eğer senin boğazın şişiyorsa bunun sebebi mikrop değildir. Söyleyemediğin ya da gerçekten söylemek istediğin şeyleri söyleyememişsindir. Bu sebeple ruhun daralmıştır özünü inkar etmiş olursun. Sonunda da mikrobu oraya koyar ve boğazlarını şişirirsin. Ruhun sana der ki "Ey insanoğlu! Bu bir uyarı sinyali. Kendin ol lütfen... Boşuna ilaçlar içme. İlaçlar sadece mikrobu öldürür, söylemek istediklerini öldürmez..."

Bu sebepledir ki sağlık BENCE insanın ruh halidir.

Hareket Etmek; Benim hayatımın temel noktasıdır. Beni tanıyanlar ne kadar çok yürüdüğümü ve yürümek istediğimi bilir. Mecidiyeköy-Beşiktaş-Beyazıt-Taksim-Osmanbey-Nişantaşı-Maçka istikametlerinden yürüyerek gitmek ne kadar güzeldir :)

Hayatımın bazı dönemlerinde çok fazla hareket ettiğimi farkettim. Sonrasında da yorulup uzun süre hareketsiz kaldığımı. Hareket etmeyi o kadar çok seviyorum ki dinlenirken bile aklımdan geçen "Yakında yine koşulara başlıyorum!"

Bence insan hareket etmek için doğmuştur. Gerçektir ki bir insan 3 gün hareketsiz kalırsa, ölür...
Hareket etmeli insan. Kim olduğuna bakmadan ve inanmadan... Hayalleri için, yaşamı için, kendini keşfetmek, SINIRSIZLIĞINI görmek için...

Bu 2 temel unsur doğrultusunda www.evinizdespor.com'u kurduk. Ben tek değilim bu işte. 3 yakın dostum daha benimle birlikte.

Peki orada ne mi yapıyoruz?

Efendim girip üye oluyorsunuz. Üyelik Bedava :)
Üye olduğunuzda evinizdespor'un bir çok ücretsiz bilgilendirmesinde faydalanabiliyorsunuz.

Sonra Paket satın alıp evde,işte,okulda,bahçede,spor salonunda ve yani yapabildiğiniz neresi varsa programınızı uygulayabileceğiniz egzersiz ve beslenme programlarınız oluyor.

Bu programlar tamamen size özel hazırlanıyor.

Sizin yaşam tarzınıza, işinize, günde ayırmak istediğiniz dakikaya.. kısacası tam size özel tanımlanan programları uygulayıp güzel değişimler elde edebilirsiniz.

Evinizdespor.com umuyorum ki ülke çapında bir üne kavuşur.

Spor yapmak insanı doğru düşünmeye iter. Bunu sadece "Beyne kan gidiyor haha" diye söylemek istemiyorum. Tabi ki bir sürü bilimsel yararı var ama bence hepsinden öte insan olduğumuzu ve yaşamın keyfini çıkarmamızı sağlayan en güzel uğraş spor :)

Keyifli ve sağlıklı günler diliyorummm :)

Mustafa Oğulcan Alımcı


14 Temmuz 2013 Pazar

Son kararı beyin değil, kalp versin..

Çoğu zaman olmak zorunda diyoruz isteklerimize. Bu olmalı... Bunu istemek istiyorum bunu istemeyi seçiyorum. Bu isteğimi evren gerçekleştirmek zorunda...

Üniversiteyi kazanmam gerek

O kızı ikna etmem gerek

O arabayı almam gerek

Gerekler gerekler...

Yazarken bile bunaldım :)

Ne gerek var...

Gerçekten ne için gerek? Şuan belli başlı bi örnek üzerinde durmak istemiyorum. Ama gerçekten ne için gerek ki? Hayat zaten bir akışta akıp gidiyor. Bu akışa uymak varken gereklerin ne önemi var?

Bunun sebebi bize öğretilen "akıllı olmak", "aklını çalıştırmak" veya "mantıklı olmak" söz gruplarıdır. Ne gerek var ki bunlara... Dünya akılla yönetiliyor. Akıl ve mantık öğrenilen bilgilerle bir kod oluşturup yoluna bakar. Ona göre karar verir. Eğer akıl "Petrol ülkemiz için en gerekli hammadde ve bunu elde etmek zor bu sebeple savaş çıkarmalıyız." derse bu uygulanır...

Peki ya duygular? Ruh?

Hangi ruh savaşmak ister?
Hangi duygu nefretten hoşlanır?

Biz beden deneyimi yaşayan ruhlarız...
Akıl bu dünyada duygularımızı keşfetmemiz için Tanrı tarafından ortaya konmuş bi mekanizma...

Ne zaman sadece aklımla düşünüp karar verdiysem -duygularım tersini söylüyordu- zararlı çıktım.. İçime sinmeyen şeyleri yaptığımda başarısız oldum... Başarılı olsam bile mutlu olmadım...

Artık bir karar verdim. Sadece duygularımı dinleyeceğim ve öyle yaşayacağım... Aklımı duygularımın yaratıcılığını yapan bir araç olarak görmek beni daha çok heyecanlandırıyor...

Ruhunuzu dinlemeniz dileğiyle...

Mustafa Oğulcan Alımcı

11 Temmuz 2013 Perşembe

Bu sefer böyle olsun...

Ülkemle ilgili çok fazla soru sordum. Özellikle ülkemin geçmişiyle ilgili.

Mustafa Kemal Atatürk'ten yani ATAMIZdan sonra olan bütün hükümetler birbirlerini tekrarlamışlar. her dönem sırayla şu olaylar yaşanmış...

- Hükümet anayasayı çiğniyor
- Oy aldığı çoğunluğa güvenip istediği gibi at koşturuyor
- Buna muhalif olan kesim silahsız eylemler yapıyor
- Hükümet bu eylemleri kendi oydaşlarına "kötü" göstermek için, yine kendi yarattığı saldırganlarla kendine saldırıyor.
- Muhalif grup bu yalanı ortaya çıkarıyor.
- Hükümet yine kendi adamlarını bu sefer muhalif grupların üstüne salıyor ama masumlaştırarak oydaşlarını harekete geçiriyor.
- Hükümet muhalifleri öldürüyor ve bunu aklamak için adaleti kullanıyor.

Şimdi buraya kadar muhalif grupların aleyhine şeyler oluyor. Ama şu andan itibaren akışı değiştirecek şeyler olabilir. Mesela Mustafa Kemal Atatürk gibi muhalifler olarak bir vizyon oluşturup, o vizyon doğrultusunda hükümeti kaale bile almayıp istediği yönde ilerlemeyi seçebilir.

Ama maalesef yıllarca şu senaryo tekrarlamış...

- Muhalifler olan olaylar karşısında mazlum rolü oynuyor.
- Çaresizce eylemlerine devam ederken "Eylemdeyiz ama adamlar yine bastıracak" düşüncesine kapılıyorlar.
- Hükümet insanları öldürüp, oydaşlarına Dindarlık taslarken muhalifler de buna isyan ediyor.
 Sonunda da seçimler oluyor ve ya aynı hükümet seçiliyor ya da o hükümetin bir başka benzeri geliyor....

Bu sefer böyle olmasın?

Hükümet yapacağını yapsın zaten dünyada sadece bizim hükümetimiz değil bunu yapan. Ki yalanlarla yapılan şeyler elbet açığa çıkacaktır.

Daha güzel bir ülke yaratmak isteyen direnişçiler ise hükümeti dikkate bile almasın ve vizyonlarını oluşturup bu yönde ilerlesin.

İşte o zaman görün siz Türk Milletinin ve Türkiye Halklarının Gücünü!

4 Temmuz 2013 Perşembe

En güzeli En basiti...

Bence herkes yeni birşeylere başladığında mutlaka en basitinden başlamalı. Canı sıkılana ve bir üst seviyeye çıkana kadar da o basitlikte devam etmeli.

Hayatta başıma ne geldiyse, keyif aldığım basit şeylerin sürecini kısa tutup "Daha büyüüüünü yapmalıyııııım eveeeet hülooooğ" tavrunda olmamdır. Sadece ben bu tavırda değilim aslında. İnsanların çoğu bu yaklaşımda ama basiti önemsememek bir çok negatife yol açabiliyor.

Özellikle yeni başlanılan şeylerde insanlar "Büyük Düşün" mantığı ile harekete geçtiklerinde en son ki durumu yani o işi tamamladıklarında neler olacak onu düşünüyorlar. Fakat gözden kaçan çok önemli bir durum var...

"Büyük düşünmek bir çığ yaratmaya benzer. Önce ufak bir yuvarlanma olur ve ufak bir çığ topu oluşur. Sonra hızlanır, hızlanır ve hızlanırken bu çığ büyür."

Büyük düşünmek gerçekten çok güzel bir şey bence her Türk insanının buna ihityacı var. Ama önce en basitini ve en kolayını düşünüp onu uygulamak gerekiyor.

İnsanlar yeni bişeylere başladığında, başladığı şeyle ilgili yeterli bilgi ve donanıma sahip olabilir. Ama uygulamaya geçtiğinde bu bilgilerin hepsini kullanması neredeyse imkansızdır. Kişi kendine HATA YAPMA iznini vererek, yapabileceği ölçüde EN BASİTİNDEN başlayarak ve ÖĞRENME esas alınarak yaptığında, o işin ustası olabilir.

Adım adım gitmek zaten dünyadaki tüm canlıların doğasında var. Bütün evren müthiş bir İlahi akış içerisinde. Bu akışı bozan şeylerin başında ACELE etmek ve KARMAŞIK düşünmek var. Aslıdna akış hiç bozulmuyor sadece bazen o akışın muhteşemliğini unutuyoruz...

Basit düşünün! İnanın basitlik her şeyin çözümü...