14 Temmuz 2013 Pazar

Son kararı beyin değil, kalp versin..

Çoğu zaman olmak zorunda diyoruz isteklerimize. Bu olmalı... Bunu istemek istiyorum bunu istemeyi seçiyorum. Bu isteğimi evren gerçekleştirmek zorunda...

Üniversiteyi kazanmam gerek

O kızı ikna etmem gerek

O arabayı almam gerek

Gerekler gerekler...

Yazarken bile bunaldım :)

Ne gerek var...

Gerçekten ne için gerek? Şuan belli başlı bi örnek üzerinde durmak istemiyorum. Ama gerçekten ne için gerek ki? Hayat zaten bir akışta akıp gidiyor. Bu akışa uymak varken gereklerin ne önemi var?

Bunun sebebi bize öğretilen "akıllı olmak", "aklını çalıştırmak" veya "mantıklı olmak" söz gruplarıdır. Ne gerek var ki bunlara... Dünya akılla yönetiliyor. Akıl ve mantık öğrenilen bilgilerle bir kod oluşturup yoluna bakar. Ona göre karar verir. Eğer akıl "Petrol ülkemiz için en gerekli hammadde ve bunu elde etmek zor bu sebeple savaş çıkarmalıyız." derse bu uygulanır...

Peki ya duygular? Ruh?

Hangi ruh savaşmak ister?
Hangi duygu nefretten hoşlanır?

Biz beden deneyimi yaşayan ruhlarız...
Akıl bu dünyada duygularımızı keşfetmemiz için Tanrı tarafından ortaya konmuş bi mekanizma...

Ne zaman sadece aklımla düşünüp karar verdiysem -duygularım tersini söylüyordu- zararlı çıktım.. İçime sinmeyen şeyleri yaptığımda başarısız oldum... Başarılı olsam bile mutlu olmadım...

Artık bir karar verdim. Sadece duygularımı dinleyeceğim ve öyle yaşayacağım... Aklımı duygularımın yaratıcılığını yapan bir araç olarak görmek beni daha çok heyecanlandırıyor...

Ruhunuzu dinlemeniz dileğiyle...

Mustafa Oğulcan Alımcı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder