27 Ağustos 2013 Salı

Olmak istediğin insan, yapmak üzere olduğun şeyi nasıl yapardı?

Yaptığımız şeyleri neden yapıyoruz? Ya da neden sürekli yapıyoruz? Bir sorunun üstesinden gelmek için yine bir şeyler yapmak gerektiğini hissediyoruz?

Dünyanın en gereksiz uğraşı olabilir bir şeyi yapmak için yapmak. Canım istedi diye yapmaktan bahsetmiyorum. Bir şeyi sıf içinden geldiği için yapmak, içinden gelmemesine rağmen yapmaktan yüzmilyonkat daha doğrudur. 

Bu yazıyı bir hedefe doğru yol alırken ki yaptıklarımız üzerine yazmaya karar verdim ve birden karşıma beni çok etkileyen bir söz çıktı... 



Çoğu zaman kendimle tartıştığım nokta olmuştur bu. Yaptığım şeyleri yaparken hedefine ulaşmış Mustafa gibi mi yapıyorum yoksa hedefine ulaşmakta olan Mustafa gibi mi...

Burda çok ince bir çizgi var ve ben ince çizgileri severim...

Diyelim ki benim amacım okuldaki not ortalamamı 3,16'dan 3,80'e çıkarmak. Şimdi kendime bir hedef belirledim. Ben genelde hedef belirlediğimde bu kadar düz olmaz. Şöyle kurarım hayalimi..

"bys.marmara.edu.tr'ye giriyorum ve transkriptime tıklıyorum. Bir bakıyorum Ortalamam 3,80! Aman tanrım! Hemen gidip anneme sarılıyorum ve kutluyoruz bunu! Sonra babamı arıyorum bir heyecanla! Ardından ablam ve Derya! Hemen bi kutlama ayarlıyorum. Akşam buluşuyoruz ve Taksim'e gidiyoruz. Ben güzel bir konuşma yapıyorum. Gülüp eğleniyoruz ve bunu kutluyoruz!"

Şuan bunları yazarken bile içim hopladı mutluluktan :)

İşte benim hedefim böyle olur. Sonra o hedefim gerçekleştiğinde, o ruh haliyle nasıl yürürüm, konuşurum, davranırım.. Onlar belirir gözümün önünde.

İşte bence bu doğru olan. Ben çoğu defa böyle yarattım yaratacağım şeyleri.

Ama bir de yaptığım yanlışlar vardı tabi...

Mesela Karate'de, şampiyonluk vizyonumu kendime inandırmaya çalıştığım sıralarda, şampiyon olan başka bir Türk sporcuya özenmiştim. Gidip saçlarımı onun gibi kestirmiştim, onun gibi kata yapmaya çalışıyordum, elbisemi ona göre yaptırmıştım hatta onun gibi konuşmaya çalışıyordum.

Buna modelleme de deniyor ve ben modellemeye inanırım. Ama bu bildiğin özentilik...

Çoğumuz yapmışızdır bunu. Ben o sporcuya özenirken sadece onun gibi "yapıyordum."

Sonra sonra anladım bu durumun benim için doğru olmadığına. 

Hislerime daha çok odaklanmaya başladım ve o hislerim beni neler yapmam konusunda yönlendirdi...

Ardından bi kitapta şöyle bir şey okumuştum... "Bu sorunun üstesinden nasıl bir sen gelebilir?" ve "Bu hayalini hangi sen gerçekleştirebilir?" 

İşte bu noktada odaklandığımız şeyler hep duygular olmalı. 

Eğer kötü bir hayat istiyorsak, mutsuz olmayı ve bu mutsuzluğu sürdürmeyi sağlarsak "kötü" bir hayat yaşarız. Bu da bir vizyon ve bu da gerçekleşir...

Eğer iyi bir hayat istiyorsak ve hayalini kuruyorsak da öyle hisseder ve mutlu mutlu günümüzü geçiririz. Çünkü zaten gerçekleştirmiş biri olarak o davranışları sergilemek bizi istediğimiz hayata ulaştırır...


Keyifli ve Hislerinizi dinleyeceğiniz bir gün dilerim :)