7 Ekim 2013 Pazartesi

Hep ileriye bakarak yaşayamazsın...

Hep ileriye bakarak yaşayamaz insan. Geçmiş de çok önemlidir. Geçmişine baktığında iyi hissetmeli insan. Ne yaşadıysa yaşansın. Güzel şeyler yaşadığını düşündüğünde kendisiyle gurur duymalı. "Vay be ben ne müthiş insanım baksana neler yaratmışım." demeki. Kötü şeyler yaşadıysa da "Geçti artık şimdi bambaşka bir insanım" demeli. Bunu gönülden yapmalı. Yaşımız büyüdüğünde yaşadığımız her şey mizahi geliyor bize.

15 yaşındayken 8 yaşında gidip sınıfta öptüğün ve tekme yediğin kız çok komik geliyor şuan sana. Ama o zaman ne acı vericiydi.
18 yaşındayken ailene "Ben kütüphanedeyim ders çalışıyorum." yalanını söyleyip Taksim'in arasokaklarında utanasıkıla tekelden aldığın Mariaçileri içtiğin anı 25'ine geldiğinde yüzünü güldürecek ve her Taksim'e gittiğinde bu aklına geliyor olacak.
Malubiyetlerin, galibiyetlerin hepsi şuan komik geliyor sana.

Öyle de olmalı...

Geçmişi insanı gülümsetmeli. En yakınını kaybettiğini hatırladığında aklına onunla yaşadığı güzel anılar gelmeli. Cenaze töreni değil. Ona da gülümsemelisin.

Geçmiş ve gelecek iyi hisler uyandırmalı. Mizahi olmalı. Güldürmeli... İnsan kendisiyle iyi arkadaş olmalı. Ve bütün bunlar şimdiki zamanını güzelleştirir. Güzellikle bakarsın insanlara. Kendine... Düştüğün zaman gülersin. Kalktığın zaman gülersin. Gülersin :)

Başkaları ne der, nasıl bakar olmaz hayatında. Geçmişine gülen insan kendisiyle barışık insandır. Açıkça duygularını ifade eder. Karşısındaki insanı incitmemeye çalışır.

İnsan geçmişiyle geleceği arasında bir köprüdür. Geçmişinden gelen her ne varsa istediği geleceğin şekline göre dönüştürecek titizlikte olmalıdır.

Bol gülmeli günler diliyorum :)



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder