22 Nisan 2014 Salı

Önce çocuk ol!



Bayrağın altında doğan ve büyüyen her çocuğun ruhunda bir parça Atatürk vardır. En zor anda ve en sevindiği anda ortaya çıkar. En çok da sahile gidip etrafı izlediğinde...
Bakarsan denize Atatürk'ü görürsün. Inancın, siyasi görüşün ne olursa olsun. O sahilde özgürce dolaşmanın verdiği hazdadır Atatürk.
Her çocuğun içindedir Atatürk. Büyüdükçe de yok olmaz. Ha bazılarında küçük kalır bazılarında kocaman büyür. Ama hep vardır ve her zaman olacaktır.
Ve içindeki Atatürk sayesinde; özgürce oynar Türkiye'de çocuklar.
Ve Atatürk, bugünü ve 1 ay sonrasını çocuk ve gençlere armağan etmiştir. Iste o an, bu topraklarda doğmuş ve doğacak her çocuğun ruhuna dokunmuştur.
Bugün, yarın ve her zaman; Egemenlik bizim ve Her zaman, hepimiz Atatürk çocuklarıyız!
Bayramımız Kutlu Olsun!


19 Nisan 2014 Cumartesi

Öncelikle Kadınlar Kuran'ı okumalı..:

Kuran'ı Kerim okumaya başladığımdan bu yana, Islâm dininin aslında her çağı temsil edebilen bir din olduğunu anladım. Fakat Kuran'ı okuyan kişinin ahlak,vicdan, ortalama bir akademik bilgisinin olması ve toplum baskısından uzak bir ortamda okunması gerektiren önemli bir kitap olduğunu anladım. 

O güya büyük cemaatlere sahip insanların aslında Kuran'ın tam tersi hareket ettiğini farkettim. Kuran'ın anlattığı ve öğütlediği şeylere uymaya gözleri yemedikleri için editörlüğe soyunduklarını farkettim. Anlatacak çok fazla örnek var fakat bir örnek vermek istiyorum. 

Başörtü ile ilgili tüm dünyanın kendilerine göre yorumladığı şeyi ben nasıl yorumluyorum ona bi bakalım..

Nûr Sûresinin  31. Ayetinde bu açıkça yazmakta. 
Ayet, erkeklere ithafen yazılmıştır. "Mümin Kadınlara söyle..." Diye başlar ve devam eder. 
Çok önemli bir ayrıntıdır bu. 
Öncelikle mümin kadınlara söyle derken, o dönemi anlamak gerekir. 
Kadınların hiçbir sosyal sınıfa dahil edilmediği, para ve mal karşılığı alınıp satıldığı ve ancak nikahlandırılırsa kölelikten kurtulabildiği bir dönem. 
Dönemde ancak erkekler güç sahibidir ve kadınlar onların peşinden gitmek zorundadır. Çünkü azınlıktaki müslümanın nüfusunun savaş halinde olması ile,kadınların hayatta kalmaları ancak bir erkeğin himayesinde mümkündür.  Bunları öğrenmek için herhangi bir ilkokul din bilgisi kitabına bakabilirsiniz.  

Bu sebeple Kuran kadınları korumak için Erkeklere bu sorumluluğu vermiştir. 

Ayrıca Arap sapkınlığı doruklarında, vahşetini kadınlar üzerinde tecavüz ve işkence ile sürdürmektedir. Bu sebeple mümin olan kadınların, "arap" erkeklerinin ucubeleşmiş cinsel dürtülerinin harekete geçip onlara zarar vermelerini önlemek için, dönemin algı yapısına uygun olarak kadınlara mahrem yerlerinin kapatılması öğütlenmiştir. 

Bu açık bir şeydir ki; başörtüsü bir yorum biçimidir. Fakat Kuran'ı hiç okumayan bir kadının kapanması anlamsızdır.

Umuyorum ki; kadınlarımız Kuran'ı anlayacakları dillerde okuyup, o güzel yaradılış hisleriyle yorumlarlar ve kendilerine hiçbir zaman Kuran'ı okumamış insanlar tarafından baskı yapan yakınlarına en güzel yanıtı yaşayışlarıyla verirler. 

12 Nisan 2014 Cumartesi

Neden Atatürk daima yaşayacak?

Fikirler 2 türlüdür.

1- Gelip geçici olanlar  2- Daima kalıcı olanlar.

Gelip geçici olan fikirler, belli bir süre yaşasa da sonunda söner. Aynı Hitler'in fikri gibi. Bir dönem etkilidir ve genelde modadır. Dayatma sonucunda yaşanır. Hangi tişörtü gömleği giyeceğinizi size söyleyen tekstil dünyasının oluşturduğu da modadır, medyanın hangi lideri takip etmenizi söylemesi ve o liderin söyledikleri de modadır.

Gelir geçer...

Daima kalıcı olan fikirler, dayatma yoluyla değil, insanların seçimleriyle büyür. Fikri söyleyen kişi, insanların ruhlarını titretmeyi bilmiştir. Bu istemli ya da istemsiz olmuştur.

Fikirlerin kalıcı olmasının en önemli etmeni de o fikri hem savunanların hem de şiddetle reddedenler olmasıdır.

Düşünün. Bir fikre herkes tamam derse, bir daha tartışılmaz ve konuşulmaz. Fakat fikri eleştiren ya da gelişmesi için sorgulayan birileri olduğunda fikir CANLI kalır.

Atatürk'ün fikirleri de böyledir.

Daima canlıdır ve öyle kalacaktır.

Fakat Atatürk'ün fikirlerinin canlı kalmasındaki en büyük etken, o fikirlere şiddetle karşı olan bir grubun olmasıdır. O grup iktidara gelmesi ise Atatürk'ün çok daha uzun bir süre dünyada fikirleriyle varlığının süreceğinin göstergesidir.

Çünkü Atatürk'ün fikirler, insanların yaşam tarzlarına hitap eder.

Atatürk'ün fikirlerinin içeriğine girmeyeceğim.Hepsini benimsedim o ayrı tabi..

Diyeceğim şudur ki;

Fikirleri canlı tutan en önemli etken, o fikirlerin benimsendiği kişilerin olması kadar, reddeden ve eleştiren hatta ortadan kaldırmak isteyenlerin olmasıdır.

Ve unutulmaması gerekir ki;

Fikirler asla ölmez...

10 Nisan 2014 Perşembe

iyi insan olmak üzerine...

* İç sesini dinleyebilen iyi insandır. Çünkü biz saf sevgiden yaratılmışızdır. Bakınız=Bebekler.

* Öğrendiklerini sorgulayan insan iyi insandır. Kaynağı neymiş, bunu kim yazmış, bunu öğrenmeli miyim, bana katkısı nedir... Ancak sorgulayan insan sonunda içine sinen düşünceye ulaşır...

* Sevgiden bahseden insan iyi insandır. Maneviyattan, aşktan, sevgiden, gülümsemekten bahseden insanlardan çekinmene gerek yoktur. Çünkü insan, kelimeleridir.

* Barışan insan iyidir. İnsanın doğasında savaş vardır diyen ahmaklara kanmayın. İnsanın doğası, doğadır. Doğa da sevgidir. Sen bir kaplanın bir ceylanı yediğini gördüğünde "doğada ancak güçlüler kalır peh peh peh" diyorsun ama onlar öyle demiyor. O senin bakış açın. Onlar için bu "zavallılık" ya da "güç" savaşı değil.

* Açık sözlü insan çok iyi insandır. Ama burda 2 türlü açık sözlüden bahsetmek gerek.

Bi tanesi, ortamlarda sırrıya vedfadfasd pardon aklım bi an seçim şeylerine gitti.

Ortamlarda aktif ve hırçın gözükmek için açık sözlü yanını kullanır. Bu insanlar açık sözlülüklerini aşağılamak ve tepki göstermek için kullanır.

Açık sözlü olmak tepki göstermek değildir. Düşüncesini, sakin ve açıkça ifade etmektir. Eleştirmeden sadece paylaşmayı sağlamaktır. İşte bu insan güzel insandır.

Hadin ben kaçtm :)

7 Nisan 2014 Pazartesi

Karşı çıktığın şey güçlenir, gelir ensene yapışır!

Diyelim bir ressamsınız. Müthiş bir resim yaptınız. Çevrenizdeki herkes sizi kutluyor ve "Ne kadar güzel bir eser. Sizi tebrik ederiz." diyorlar. Siz daha çok motive olur musunuz? E tabikide...

Diyelim bir sporcusunuz. Yeni bir derece elde ettiniz. Belki Dünya Şampiyonu oldunuz. Herkes size gelip "Tebrikler. Harika bir iş başardın sen çok başarılı bir sporcusun." diyor...Ne hissedersiniz? Güzel şeyler...

Bugün müthiş bir hava vardı diyelim. Güneşli, huzurlu... Keyfiniz yerindeydi ve her an gülümsediniz ve "Ne kadar güzel bir hava" der misiniz? e tabi ....

Hayatta 2 şeyi çok net bir şekilde tecrübe ettim...

Sevgi ve Korku

Sevdiğim şeyler hayatımda daha da çoğaldı.

Korktuğum şeyler hayatımda daha da çoğaldı.

Neye güzel söz söylediysem o şey çoğaldı.

Neye kızdıysam o şey çoğaldı.

İnsanları öldüren birine "Sen Katilsin!" dediğinizde ona bu övgü olarak gelir.

İnsanları ötekeleştiren birine "Sen bölücüsün!" dediğinizde ona bu keyif verir.

İnsanlara yardım eden birine "Sen yardımseversin!" dediğinizde o buna şaşırmaz.

Tam tersini düşünün...

İnsanları öldüren birine "Sen çok insancıl birisin" dediğinizde size güler.

İnsanları ötekeleştiren birine "Sen bütünleştiricisin." dediğinizde sizinle alay eder.

İnsanlara yardım eden birine "Sen çok kötü bi insansın!" derseniz sizi kale bile almaz.

Yani...

Sözlerinizle, tırnak içinde karşısında olduğunuz şeyleri daha da güçlendiriyor olabilirsiniz...

Onun yerine;
Desteklediğiniz ve istediğiniz şeyler hakkında konuşun.

Ne istiyorsunuz? Bunu belirleyin ve bunujn hakkında uzun uzun konuşun bunu dillendirin...

Her durumda bile...

Savaşın olmadığı bir dünya düşlemek, Savaş içerir. Cümlede hala savaş geçer. Bir resim düşünün. Sizin kafanızda hayal baloncuğu var. Bir savaş var ve savaşın üstüne komple çarpı atmışsınız. Ama savaş hala var?

Barış dolu bir dünya düşlerseniz, Barış hızlı gelecektir...

Parasız kalmak istemiyorum dediğinizde yine parasız kalma durumu olacak ve siz bunu yine istemeyeceksiniz.

Cebimde param olsun istiyorum daha güzel bir tercihtir.

Son bir söz...

İstediğiniz değişimin parçası olun...

6 Nisan 2014 Pazar

Küslüklerin de zaman aşımı olur.

Küs kalmanın formülü nedir?

2 kişi birbirinin kurallarını çiğnediği anda itibaren birbirlerine küsmeyi seçerler. 

Birbirlerine küsmek demek, artık iletişime geçmemektir...

Halbuki biri birinin kuralını çiğnediğinde sadece tek bir kuralı çiğnemiş olur.

Düşünün..

Buluşma ayarlayan 2 insan var ve biri buluşmaya habersiz gelmiyor. Farklı farklı sebepler olabilir. Buluşmaya gelen insan da onunla tüm ilişkisini kesiyor...

Saçma değil mi?

Evet çok saçma...

Bunun çözümü onunla bir daha görüşmemek yerine, bir daha özel buluşma ayarlamamak olabilir ya da buluşma ayarlandığında zaman esnetilebilinir. 

Benim bir zamanlar kurallarımı çiğnediği için küstüğüm ya da benim onların kurallarını çiğnediğim için bana küsen dostlarımla yaşadığım en büyük sorun da buydu.

Para ile sıkıntıları ve borçları olan birine borç vermeyi ben seçtim. Bana borcunu ödemediğinde de ona küstüm... Halbuki bile bile borç vermek yerine bu konuyu ona açıp vermeseydim aramızda bir sorun yaşanmayacaktı.

Buluşmalara sürekli geç gelen ve hatta gerektiğinde yalanlar söyleyen bir dostumla da sürekli buluşma ayarlamak benim hatamdı. ve her defasında geç kaldı veya gelmedi. sonradan küstük.
Halbuki onunla bir anda " hadi buluşalım!" diyip buluşma yöntemi de uygulayabilirdik.

Bu olanlardan ders aldım tabi ki.

Artık kimseyle küsmüyorum. Karşımdaki insanı tanımaya ve onun kurallarını öğrenmeye ve benim de kurallarımı ona açıkça anlatmaya çalışıyorum. Ve uzun bir süredir de bir çok yeni arkadaşım oldu ve ilişkilerimde gayet mutluyum.

Kimseyi değiştirmeye çalışmıyorum. Herkesi kendisi gibi kabul ediyorum ve bana uymayan yanlarıyla iletişime geçmiyorum.

Keyifli Pazarlar güzel insanlar :)

Sevin, sevilin, sevişin.