3 Aralık 2014 Çarşamba

Sorgu ,teslimiyet.

Sorgulamak, teslim olmak...

Teslim olmak rahatlatıcıdır. Bir bilgiye, dine, insana... Orada seni rahatsız eden hiçbir şey yoktur.

Hayatının dinamikleri sadece olan olayların içinde seyretmekten ibarettir.

Bunu kendi hayatımda tam olarak çözemesem de bana haz veriyor.

Akışında yaşamanın tadı bambaşka. Sakin ve rahat. Neşe içinde.

Peki ya seçim.. Akışın yönünü değiştiren şeyler.

Seçmek bazen zorlaşıyor. Kendi adıma bunları yaşadığım zamanlardayım.

Yine de huzurluyum. Çünkü en kötü ihtimalle neler yaşayabilirim düşüncesini sorguluyorum.

Sorguluyorum ki gelen akışa teslim olayım.

Bu teslimiyet içinden geleni yapmakla aynı şey. Bunu yaşadığım her an keyifli bir anı.

Her zaman insanların ne kadar da korkak olduğunu söylerdim. Adım atacak cesaretlerinin olmadığını...

Sorguladıkça ne kadar da pişkin ve kibirli bir yaklaşım içinde olduğumu gördüm.

İşinden bıkan bir insanın işini bırakamadığını duyduğumda sadece onu korkaklıkla suçladım. Sonra anladım ki şartları -o şartları da kendi oluşturuyor ya- ve geçmişi, kendi içindeki savaşını hiç anlayamamışım.

Çoğu insan bilmediği şeylerin sonuçlarına katlanıyor. Bu da onun şartlarını ve akışını oluşturuyor.

İşte bu yüzden sorgulamayı seviyorum.

Bazen düşünüyorum.

Sadece istediğim şeyleri yapsam. Sadece istediğim şeyleri söylesem yazsam. İstediğim yere gitsem istediğim gibi konuşsam.

Zaten bunu istemiyor muyuz hepimiz...

Televizyonlarda böyle yaşayan film karakterlerine özenmiyor muyuz.. Onları odamıza poster diye asmıyor muyuz...

Fakat buna cesaret etmek asıl olan...

Kaybetmekten korkmak.. Sanki gerçekten bizimmiş gibi...

Nasıl oldu bilmiyorum ama zihinlerimiz sürekli bir geleceği düşünme arzusunda.

Henüz sahip olmadıklarımızı kaybetmekten korkarak geçiyor günümüz.

İşte bunu sorguluyorum.

Hiçbir zaman tam olamayacağız. Peki ya ölüm?

Hiç kimse ölümü anlatmasın bana. Herkes saçmalıyor. İnsan deneyimlemediği şeyi bilemez. Lanet olsun o din tüccarlarına.. İnsanlara ölüm deneyimini satıyorlar pişkince...

Bilemezsin. bilemem. bilemeyiz.

Bilmek sadece geçmiştir. Bilgi, öğrenilir ve aktarılır. Kimse bilgiyi şuanda deneyimlemeyi düşünmüyor.

İşte bunu sorguluyorum.

Eh başkalarını eleştirmek kolay ya.

Kendime çevirmeliyim aynayı. Bu sorgular beni soğuk bir adam yapıyor bazen. Ya da ben kendimi öyle tanımlama ihtiyacı duyuyorum. Her tanım bir kazanç doğurur. Soğuk bir adam olarak görünmek beni daha mı cool yapıyor ya da daha mı çekici buluyorum kendimi...

Belki de.

Bu kazanç. İşte buna ihtiyacımız var mı?

İnsan, her dönem her çağda her yılda aynı duyguları hissetmiş.

Bu duyguları anlamak yerine onların yönlerine gitmeyi tercih etmişler...

Neden alışveriş merkezine gittimiğimizde iyi hissediyoruz?

Böyle bir fıtrat var mı insanlığın...

Hayır yok...

İnsanlar kendi yarattıkları gerçekleri uhlevi bir tanıma uydurup onu anlamlandırıyorlar. Aynı tanrıyı yarattıkları gibi.

Neden bir insan, inancını sorgulayan birine kızar ki?

Ben söyliyim... Çünkü onunla beraber inanan büyük bir grup var. En yakından ailesi öyle. Küçülükten beri her şeyini ailesi karşıladığı için, onu sorgulamak tanrıyı sorgulamak demek oluyor....

Bence inançlar da sorgulanabilir. Bu aynı kazı yapmak gibi. Kazarak ancak öze ulaşırsın. Ama kazmazsın sadece yüzeysel kalır her şey... başörtü, sakal cübbe...

İşte bunu sorguluyorum.

Sorguladıkça seviyorum. Teslim oluyorum. Huzura doluyorum...






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder