3 Aralık 2014 Çarşamba

Yaşıyorsam meraktan.

Kendimi hiçbir tanıma uyduramıyorum.
Bir karateci miyim? Karate antrenörü? şu kadar para kazanmış biri. borsayla ilgilenmiş biri?
Bir e-ticaret sitesi olan biri? Neyim ben? Sevgili, oğul, kardeş, abi, arkadaş dost...

Anlam vermek zor artık kendime. Seviyorum da bu halimi.

Hiçbir şey olmamak. Ne zormuş! kendini tanımlamak bir tanımın içerisinde kalmak ve yaşamını sürdürmek.

Ben böyleyim! dediğin an sınırlarla çevriliyor her yanın.

İnsanın en özgür olduğu an, nedeni "canım istedi" olarak yaptığı şeylerdir bence. Canım öyle istiyor. Can! Seni var eden bizi var eden şey...

Böyle daha rahat sevebiliyorum sanki. Daha sakin ve içten olabiliyorum.

En güzeli de, her soruya cevap vermene gerek kalmıyor ya...

Sahi niye bu kadar kastık yıllarca? Aptal gibi hissettik. Bize sorulan her soruya yanıt verme ihtiyacı hissettik?

Bu o kadar can sıkıcı ki... Bence özgürüm diyen birinin en çok kullandığı kelime "bilmiyorum" ve en çok yaptığı davranış sessiz kalmak olmalıdır. Sessiz...

Bilmek ve kanıtlamak zorunda olmadığını hissetmek o kadar derin bir huzur ki.. İşte bu en yüce insan deneyimi..

Belki de o yüzden anlaşamıyorum dinle ve dinlerle. Belki de o yüzden sevemiyorum siyasetçileri ve geri kalan yapay pazarlama dünyasını. Hepsi olguların peşinde. Hepsi kendi istediklerim olsun diyorlar.

Bunu nasıl bekleyebilirsin ki...

Sessiz kalmak ve bilmemek... Deneyimin en güzel parçası. Bilinen dünya sıradanlaşır. Ha o da gereklidir. Dünya deneyiminin içinde olmak, farketmenin ilk adımıdır.

Bunları niye yazıyorum ki.

Sana kanıtlamak için mi? Belki bir yanım hala bunu istiyor. Birilerine bir şey kanıtlamayı. Bir övgü almayı, like almayı takip edilmeyi...

Sonra soruyorum. Buna ihtiyacım var mı?

Beni takip edecek insanlar, fikirlerimi takip edecek insanlardır. Ben de öyle. Takip ettiğim insanların fikirleridir asıl önemli olan.

Çünkü günün sonunda dünyaları yakmış bir imparator, ishal olduğunda yine tuvalete sıçmaya gider ve insanların düşme vidyolarına gülerler.

Hepimiz aynıyız.

Dünya böyle. Çünkü buna izin veriyorsun. Veriyoruz. Ya da belki de dünya olması gerektiği gibi. Aynı bizim gibi.

Bunu farketmek ve sonrasında kabullenip kendi dünyamızı inşa etmek... İşte asıl özgürlük bu...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder